UFO Teknolojileri-Bölüm 1- - UFO Teknolojileri-Bölüm 1-Sayfa2

UFO Günlüğü

Makale Dizini
UFO Teknolojileri-Bölüm 1-
UFO Teknolojileri-Bölüm 1-Sayfa2
Tüm Sayfalar
Çetin BAL: Sevgili okurlarım genelde gerek kendi araştırma çizgim boyunca gerekse bir çok dünya dışı uzay uygarlıkları ile temasa geçen grupların verdikleri bilgiler çerçevesinde ve hatta Einstein'ın ve Miguel Alcubierre'nin uzay/zaman eğrilikleri kuramlarına dayalı elektrogravitasyonik sevk sistemleri bir GRAVİSTASYONEL ASILIM ilkesi  çerçevesinde son bulmakta ve bir çeşit WarpDrive yada Hyperdrive anlayışını ortaya koymaktadır.

           

Yukarıda sözde medyumların irtibat kurdukları Ashtar Sheran adındaki uzaylı varlık bazı bilgiler veriyor.Medyumlar da kendi kelime kapasitelerine ve kültür yapılarına göre bu bilgileri alıyor ve kayda geçiriyorlar.Daha sonra da bu bilgiler Türkçeye tercüme ediliyor.Sonuçta karşımıza çıkan metin birazda olsa kalite olarak anlaşım olarak iyice bozulmuş olmaktadır.Kitabı ilk okuduğumda medyum bir şeyler ifade etmeye çalışıyor ama aslında medyumun da meseleyi anlamadığı ortada.Zaten burda anlatılmaya çalışılan mevzuyu değil Almanyada bir medyumun uydurup yazması bir NASA mühendisinin bile kurgulayıp hayal etmesi mümkün değildir.O yüzden burda yazılanlar bana çok samimi ve  inandırıcı geldi.Hatta sözde Amerikada 51.askeri araştırma üssünde çalıştığını ve orda uzaylılara ait araçların incelendiğini ifade eden- bahseden Bob Lazar adındaki bir fizikçinin bile konuya dair ilk söylediklerini dikkate aldığımda Lazar'ın tamamen saçmaladığını düşünmüştüm.Çünkü klasik bir UFO teknolojisine dair temel prensipleri bildiğim için hemen Lazar' ın ifadelerindeki eksik halkaları ve çelişkileri görebilmiştim.Daha sonra olması gereken  bu eksik ve bulanık  tarafları başka kaynaklarda Lazar'ın kendi ifadeleri olarak okuduğumda aynen benim olması gerektiğini düşündüğüm düzeneklerden bahsettiğini görünce hem lazar'ın hikayesinin  gerçek olma olasılığını hem de kendi araştırmalarımda doğru bir iz üzerinde olduğumu anlamış oldum.

       

Bu araştırma alanında yeni olanlar için Antimadde boyutu, antimadde parçacıkları, paralel evrenler, üstuzay anlayışı, farklı boyutlar gerçeği, alt uzay boyutları, paralel zaman boyutları, dördüncü boyut, paralel dünyalar gerçeği, zaman kaymaları, paralel boyutlar, uzay/zaman eğrilikleri, wormhole kavramları, ışıktan hızlı tachion parçacıkları, paralel zamanlar ve alternatif zaman çizgileri gerçeği, iç içe dünyalar gerçeği ..vb. tüm bunlar kuantumsal ve göreceliksel evren anlayışının ufkunda beliren tüm bu kavramlar Dünyalı bilim adamları için henüz bir  sis perdesinin ardında anlaşılma aşamasında olan konulardır.

Biz bu konularda araştırma yapmak ve insanları bu konularda  araştırmaya sevk etmek için elimizden gelen her şeyi yaptık ama malesef  insanlık değerlerinden uzak bir kapitalist sistem içinde artık hat safhada tabir uygun görürseniz 'zekadan ve  ön görüden' yoksun  insanlık alemi içinde buna muaffak olamadık.Gereken maddi desteği bir türlü temin edemedik. Hiç kimse ardında ne olduğu bilinmeyen bir hayale  bir kaanate bir mütealaya bir fikre yatırım yapmak istemiyor. Biz insanlarımıza bir buzdolabı yada yeni bir cep telefonu yapmadığımızı bir türlü anlatamadık.İnsanlarımız maalesef yıldızlar arası yolculuk yapacak böyle araçların bir çimento fabrikasının çizim projeri ile aynı olacağı hissiyatına sahip.Yaa bir araştırmanın bir sistem kurgulamanın ve bunu hayata geçirmenin  belli bir ön araştırma süreci ve projeyi şekillendirme aşamaları vardır.Bazı ölçümler ve deneyler yapılmayınca adamın karşısına dikilip 'ahaaa da proje burda' hadi yapalım demekle olmazki bu işler.!! Biz meseleyi anlatamadık malesef.Yada anlaşılmak istenmiyor.Adamlar kendince haklı tabi elinde yıldız haritaları ile yıldızlara gidipte ne yapacaklar...ee haklı adamlar tabii...ne yapacaklarki orlarda.Dünyada  aradıkları her şey var.! Adam VEGA yıldızını ne yapsın.Artık insanların ilgisizliği espiri literatürlerini zorlayacak cinsten!Artık kimseye diyecek bir lafımda yok! İnsanların zihinsel ve iç görüsel potansiyeli öyle olmalıki sırf bir tek kavram üzerine bir tek mütealaa üstüne bir araştırma enstitüsü kurulsun.Hatırı sayılır bir  araştırma finansı sağlansın bir araştırma ordusu görevlendirilsin.Ama dünya üstünde bu gönül ve akıl olgunluğuna sahip zeki insanlar yok.

Neyse siyasi ve sosyo-ekonomik  proplemlere girmek istemiyorum. Gönül isterki değiştirebilme gücü yüksek siyasetçilerimiz bizim burda bahsettiğimiz konulara dairde bizim gibi insanlara yardım etsinler en azından ne yapılması gerektiğine dair bizlere danışsınlar.Bizde ne var derseler bizde akedemik bir ünvan, bir doçentlik, profesörlük diploması belki yok ama geleceğin kapılarını açacak olan yüksek öngörü potansiyelinin ve imkansızı yapabilme gücünün  olduğunu söylemeliyim.Gerçi bu söylenecek değil yapılacak bir şeydir. Yatırımcı  ekonomik güç sahibi insanlarımız  illede kısa vade de kar elde edecekleri hazır projelere değil, gelecek adına da ön araştırma ve geliştirme projelerine  ciddi finanssal destekler sağlamalı. Meseleyi çok daha genişletirsek yıldızlar arası boşlukta yüksek bir medeniyetin sahibi olan ırklar yüksek aklın ve özverinin doruklarına ulaşmış zekalardır.Bizim ülkemizde durum belli!!  meseleye küresel boyutta bakarsak diğer büyük ülkeler  ise insanlık alemini  daha yüksek noktalara taşıma gayretinden çok kişisel ve bölgesel çıkarlarının hesabı peşindeler.Teknolojiyide bu anlamda bir güç olarak ele alıyorlar.

Artık bu eleştirilerin bile tadının kaçtığını söylemeliyim.Her şey olması gereken yere kadar gider.Neyse sanırım ''Antimadde boyutu teknolojileri''  konusunda bilgiler veriyorduk.İnsanlar zaten kendi üç boyutlu madde ortamlarının dışında bir dördüncü boyut ve daha üstü boyutsal katmanlar olduğunu anladıklarında bununla birlikte bizim madde boyutumuzdan daha alt düzeydeki boyutsal spektrumda yer alan maddi boyutlarıda anlayacaktırlar.Yine burda karşımıza  maddeye ait yada uzaya ait olan bir ZAMAN kavramı çıkmaktadır.Uzayın kendisi kuantum enerji paketlerinden kurulma üç boyutlu bir dantel gibidir.Uzayın dokusal enerjisi  yoğunlaşarak bilinen atom altı parçacıkları kendi içinde türetmiştir.Önce ışık vardı! Işık yani elektromanyetik dalgaların birbirleri ile kesişip rastlaştıkları noktalarda düz uzay ve zaman çizgileri bir yumak gibi birbiri üstüne dolanarak  atom altı parçacıklar dediğimiz elektromanyetik enerji yumaklarını yani elektromanyetik vorteksleri/girdapları 'nı meydana getirdi.Yani yaşamın ve varoluşun en temel düzeyi enerjidir.Kuantum vakumundaki köpüksü dalgalanmalardır.İşte burası elektromanyetik anforlar ve dalgalanmalarla çalkalanan salt bir enerji okyanusudur.

İşte bu enerji yani IŞIK yada  dalgalanan elektromanyetik alanların nabız atışı evrenimiz içindeki bilinen ve bilinmeyen herşeyin kaynağıdır.Madde, yoğunluk kazanmış donmuş bir dalga enerjisidir.İşte Ashtar Sheran'ın bahsettiği  Antimadde boyutuna geçişin teknik açılımına giriş için bu atom altı yapı taşlarına doğru inilmesi gerekir.Zaten ister antimadde boyutlarına geçiş olsun ister  bir üst boyuta geçiş olsun yada alt bir boyutsal düzleme geçiş olsun isterse daha ismini bilmediğimiz başka türlü boyutlara doğru geçiş olsun herhangi bir boyut değişimi söz konusu olduğunda ilk önce maddenin, moleküllerin ve atomların partiküllerin en temelindeki enerji yapısına yani maddeyi varoluş planında gösteren elektromanyetik öze-dokuya inmek lazım.

               

Bizim medeniyetimiz henüz bu elektromanyetik özü Kuantum Alan Kuramı başlığı altında yeni yeni tanımakta ve ölçümlemeye çalışmaktadır (M.S.2004). Matematiksel olarak bir noktadan sonsuz sayıda doğru geçebileceğini herkes bilir.İşte aynı mantık içinde bir kuantum dalga paketindeki titreşimsel bir değişiklik onu sonsuz sayıda henüz ismini değil daha mütealasından bile çok uzak uzak olduğumuz farklı varoluş boyutlarına doğru  yerdeğiştirmesine olanak tanıyabilir.Sonsuz sayıda farklı uzay boyutları demek aynı oranda o uzay boyutlarına eşlik eden sonsuz sayıda farklı zaman çerçevesinden bahsetmek demektir.Mesela üstuzay boyutuna geçmek demek üstzaman boyutuna geçmek demektir.Peki iki boyutu biribirinden ayıran faz niteliğindeki fark nedir? Elbette zamanın kendine göre farklılaşan akış hızıdır.İşte burda ifade edildiği gibi zamanın enerjiye nasıl bağlı olduğunu anladığınızda ve o titreşen enerji küreciklerini başka alansal enerjilerin etki sahası içinde dürtüp oynamaya başladığınızda uzayın belli bir noktası içinde zamanda bir kayma bir değişim meydana getirirsiniz.Bu zaman'daki değişimin hangi boyutsal çerçeveyi yansıtan zamansal akış tipi içerisine doğru olacağı ise maddenin kuantumsal özü olan ve kuantlar diye nitelediğimiz kuantumsal enerji küreciklerinin ( ki  her gelişen medeniyet bu kuantumsal dünyayı kendi kavram ve algılarına göre simgeselleştirerek yorumlar) spinsel dönüş yönleri ile ve dönüş hızları ile simgeselleştirilerek  açıklanabilir.Bir çok kuantum tuğlaları ( kuantum enerji kürecikleri) bir araya gelerek madde dediğimiz daha komplike yapıları ortaya çıkarırlar. Bu kuantum küreciklerinin antimadde boyutununa madde boyutunamı ait olacağını belirleyen şey bu küreciklerin dönüş yönüdür.

                     

Maddenin çok küçük enerji kuantumlarından(foton) meydana geldiğini ve bu kuantların  belli vektörel açılarda salınma ve dönme hareketleri yaptıklarını ve bu hareketlerin(salınım hızı ve biçimlerinin) onlara kütle, polarite, ve boyutsal bir yapı kazandırdığını söyleyebiliriz.Kuantum mekanik bir ifadeyle bu parçacık hareketleri ya da bu atom-altı kuantların salınım hareketleri bir nesnenin yoğunluğunu ve o nesnenin zaman çerçevesini yaratır.Kütle denen şey aslında elektriksel bir titreşimdir.Titreşimleri istenen sonucu verecek ölçüde değiştirdiğinizde kütlenin bağlı olduğu zaman ve uzay sürekliliğinide değiştirmiş olursunuz.Bir maddenin enerji yoğunluğuna ait titreşim yapısını değiştirmek ve maddenin içinde yer aldığı uzay-zaman sürekliliğini çarpıtmak için anahtar teknoloji ''Manyetik Rezonans Alanları'' tekniğidir.Maddenin aslı ve temel özü vibrasyonik bir enerji noktası'dır.Bu enerji noktacığının vibrayonel tipi, vibrasyon şekli  uzayın boyutsal yapısını ( ''n'' boyutunu) belirleyen ana unsurdur.Zaman dediğimiz akımın kendisi ise bu vibrasyonel salınımın kendini durmaksızın yenilmesi ve tekrar etmesinden doğan bir osilasyon etkisidir.İnsanlar üç boyutlu ölçümsel düzenekleri içerisinde bu bahsettiğimiz ve fotonlara ait olan ana vibrasyonel yapıyı  doğrudan gözlemleyip ölçümleyemezler.Elektromanyetik ışınım enerjisine üçüncü bir boyutun dışında bir üst boyuttan baktığımızda ışığın kendi içinde değişir görünen milyonlarca farklı vibrasyonel dalgalanmaları içinde hiç değişmeyen ve ışık hızıyla özdeş olan kinetizmal bir enerji düzeyi bir dalga boyu ve merkezi bir titreşim boyu dikkati çekecektir.İşte bu frekans düzeyi evrenimizin ''n'' boyutunu ve zamanın akış hızını belirleyen ve ismine Zamanın Çarpan Dalgaları diyebileceğimiz  kendini gizleyen bir dalgalanma düzeyi bir vibrasyon düzeyi olarak bize görünür ve kendini ortaya koyar.İşte bizim uzay alanı içinde gördüğümüz tüm değişen milyonlarca frekans  aralığına yayılmış ışık vibrasyonları ve dalgaları bizim görüp ölçemediğimiz daha farklı bir reel düzeyde sabit zaman dalgaları formu  içinde taşınırlar ve kendilerine yer bulurlar.(M.S.2004.31-12)

Sonuç olarak maddeye ait yada uzayın yapısal dokusuna ait  bu en temel yapı taşları denen kuantik enerji küreciklerininin sahip oldukları kinetizmal enerji yükünü yada başka bir ifadeyle bu kuantumsal dalga yapısını yine kendisine benzer karşı bir enerji dalgası yada enerji küresi ile çatıştırıp etkilemeye çalıştığımız noktada o noktasal yada küresel  enerjiye ait boyutsal yapıyı, kütlesel polariteyi (yoğunluk değerliliğini) değiştirebilme imkanını elde edebiliriz.Zaten  tüm bu uzay/zamana ait bilimsel verilere ve bakış açısına sahip olduğumuzda bu veriler ışığında ister kendi boyutumuza ait uzay/zaman levhasının kullanımına dayalı bir yerçekimsel potansiyel yaratımı altında uzay araçlarımızı bir yıldız sisteminden diğerine sevk edebiliriz, isterse de bir anti uzay/zamansal boyuta ait dokusal levhanın bizim uzay/zaman levhamız  arasındaki  zıt kutup özelliğini kullanarak bir uzay gemisini sevk etmeyi düşünebiliriz.Yani  iki evren arasında  mevcut olan evrenler arası manyetiksel ve elektriksel zıt kutupların itki gücünü bir uzay gemisini harekete geçiren bir güç kaynağı olarak kullanabiliriz.Prensibi bildikten sonra çeşit çeşit uzay gemisi yapılabilir. Evreni, maddeyi tanıdıkça ve enerjinin sırlarını çözdükçe  her zeki varlık yıldızlar arası uzayda  sınırsız hayal gücünün ve teknolojisinin imkanları ölçüsünde farklı sevk sistemleri inşa edebilir.

Ama Dünyaya Bildiriler adlı kitapta Ashtar Sheran diyorki << madde boyutu ve anti madde boyutu arasındaki zıt kutupsal dengeyi kullanarak gemimizi sonsuz hızda naklederiz >>. Burdaki ifade bilginin esas temeliyle çelişmektedir.Sanırım bu varlıkla irtibat kuran medyumların teknik bilgi konusundaki yetersizliği nedeniyle genel bir ifade boyutunda alınıp kağıda geçirilmiş bir bilgi.Bizim kendi çalışmalarımızın verdiği öngörüler doğrultusunda diyebilirimki Ashtar Sheran adındaki arkadaşın veridiği bilgilerin tam olarak yerine oturması için  şöyle demek daha doğru olur.Ki notlar incelendiğinde bahsettiğimiz evrensel bilgi çelişkisi daha net olarak görülmektedir.Bu çelişkinin Ashtar Sheran 'ın  kendisinden çok bizim dünyevi mantık yapımızdan kaynaklanan bir medyumsal çeviri hatası olduğunu düşünüyorum. Madde ve anti madde evrenine ait manyetik itki gücünü işler hale getirsekte uzay gemimizin hızı ışık hızına yakın bir hız  olacaktır.Dikkat edin ışık hızından daha fazla değil! Çünkü sonuçta bu mekanik tarzda bir itki gücüdür.Sonuçta Ashtar Sheran'ın sözde uzay aracı bir antimadde boyutunun  kutupsal itki gücünü kullansada bu itki ışık hızını asla aşamayacaktır! Eğer ışık hızının ötesindeki hızlara ulaşılmak isteniyorsa yine uzay aracının bir üst  uzaya karşılık gelen  anti maddesel boyutun kutupsal yapısını işler hale getirmesi gerekir.

 

Kaynak: Zamanda Yolculuk

Bu Makale Sayın Çetin BAL Tarafından Yazılmıştır.Kendisine Saygılarımızı Sunarız.



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

FORUM-RSS

Tanıtım

Belgesel Kuşağı

Discovery Channel Ufo Dosyası - Işık Kürelerinin Esrarı(Türkçe)


Son 15 yılda, dünya dışı varlıklar tarafından kaçırıldığını iddia eden on binlerce insan ortaya çıktı. Uzaylıların gerçekleştirdiği korkunç cerrahi operasyonlardan, huzur verici karşılaşmalara dek hepsi de farklı deneyimler anlattılar.
Acaba tüm bunlar bir kurgu olabilir mi?
Dünyanın dört bir yanında gözlenen turuncu renkte ateş toplarının UFO’larla ilgisi var mı?
Uzaylılar tarafından kaçırılma vakaları ile ateş topundan UFO’lar arasında nasıl bir ilişki olabilir?

 

Devamını oku...Bağlantısı  

Destek: admin@gokgunlugu.com & onurpoyraz90@gmail.com

Emeği Geçen Herkese Teşekkürler..GokGunlugu.com

.Web Tasarım . .Site Haritası . . Nasa-Ufo-Uzay Sitesi